|
Euro bölgesi ülkeleri Yunanistan sınavında |
|
Avrupa Birliği, şüphesiz yüzyılın en büyük oluşumudur. Bu ticari kulübün özellikle ortak işlemlerinin artmasıyla birlikte gittikçe büyüyen bu potansiyelin siyasi çatlaklar verilmeden bi süre hedefli bir şekilde yolunda yürümesi umut vadediyordu. Öyleki devletler güven katsayısının artmasıyla birliğin yapısal fonksiyonlarını her geçen gün çeşitli ortaklıklarla pekiştiriyordu. Euro bu ortaklığın en riskli adımlarından biridir. Avrupa Birliği üyesi ülkeler arasında oluşturulan ve sonradan birkaç diş ülkenin de katılım gösterdiği euro bölgesi, bir nevi ülkeleri lokomotifin vagonları haline getiriyor, vagonlardan birinde oluşabilecek bir sorun tüm treni etkileyebilecek hale gelebiliyordu. Euronun dolar karşısında sürekli güçlü olması, diğer bir değişle yani daha doğrusu doların tarihinin en durgun dönemlerinden birini geçirmesi euro bölgesi ülkelerini özellikle dış ticaret konusunda ve ihracatta euro kuru ve euro-dolar paritesinde kitlesel fimaların rekabetlerinde haksız durumlar ortaya çıkması ve euro bölgesi ülkelerinin bu durumdan etkilenmesi ile bazı ülkelerin eski para birimlerine duyduğu özlem katsayısı her geçen gün artıyor.
Neticede verilebilecek bir büyük çatlağı pek çok euro bölgesi ülkesinin, özellikle son ekonomik krizle birlikte pek de tahammülü yoktu. Avrupa Birliğinin en geniş nüfusunu elinde tutan dolayısıyla AB içindeki oluşum ve faaliyetlerde en çok söz hakkında sahip Almanya'nın bu çatlağı derinleştiren bir tutum takınması çatlağı tam anlamıyla bir AB krizi haline etirmiştir. Almanya'nın bu tutumunda tabiki iç siyasi hesaplaşmaların ve oy kaygısının ağır bastığı açıkça görülebiliyor. Yunanistan sorunu Avrupa Birliği'nin tutarlılık sorunu haline gelmiştir. Bir anlamda euro için de güç göstergelerini zorlama açısından tam anlamıyla bir sınavdır. Son olarak Avrupa Birliği'nin mevcut durumu için söylenebilecek söz yine bizden daha doğrusu eskilerden gelebilir: "Dostlar kötü günde görsün" |